NE ARAMIŞTINIZ?
Sertifikanı Sorgula
Kuyumcu vitrininde duruyorsunuz. Etiketin üzerinde "22 ayar" yazıyor. Ya da bilezliğinizin iç yüzüne bakıyorsunuz — küçük bir "585" damgası görüyorsunuz. Ne anlama geliyor bu sayılar? Hangi ayar sizin için doğru seçim?
Elizi'nin kurucusu Fatih Yılmaz Akdin bu soruya şöyle giriyor: "Bu sorunun cevabını vermeden önce ayar nedir, neden ortaya çıkmıştır — bunu anlamamız lazım."
O yüzden biz de oradan başlayalım.
Saf altın — yani 24 ayar — doğanın bize sunduğu haliyle çok yumuşak bir madendir. Tırnak bile iz bırakabilirsiniz. Bu yüzden takı yapımında altına bakır, gümüş, çinko gibi başka metaller katılır.
Ama burada bir açık nokta doğar: Kim ne kadar kattı? İnsanların birbirini aldatmaması için bir ölçü birimine ihtiyaç vardı.
"Bunu da belirleyebilmek için ayar ortaya çıkmıştır. Ayar bir ölçü birimidir — içinde ne kadar karışım var, ne kadar saf altın var — ayar bunu belirleyen ölçü birimidir." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Sistem basit: Altının tamamı 24 birime bölünür. Bir takıda 22 birim saf altın, 2 birim başka metal varsa — bu 22 ayardır.
Takıların iç yüzündeki küçük rakamlar — 916, 585, 417 gibi — milyem değerini gösterir. Milyem, ayarın binde bir cinsinden ifadesidir ve uluslararası standarttır.
Şöyle okuyun:
| Damga | Ayar | Saf Altın Oranı |
|---|---|---|
| 417 | 10 ayar | %42 |
| 585 | 14 ayar | %58 |
| 750 | 18 ayar | %75 |
| 916 | 22 ayar | %92 |
| 999 | 24 ayar | %99+ |
Yüzüğünüzün iç yüzüne, bilezliğinizin kilidine ya da küpenizin körüğüne bakın — bu damgayı görüyorsanız takınızın ayarını biliyorsunuz demektir. Türkiye'de her altın takıya bu damgayı vurmak yasal zorunluluktur. Damgasız takı almayın.
Saf altın oranı yaklaşık %42'dir. Türkiye'de görece yeni yaygınlaşan bu ayar, Avrupa ve Amerika'da uzun süredir standarttır. Fatih Yılmaz Akdin'in de vurguladığı gibi, karışım oranı fazla olduğu için renk skalası geniştir — rose, beyaz, yeşil tonları bu ayarda rahatlıkla elde edilir. Günlük kullanım için sağlam bir tercih.
"Elizi olarak bu ayarı koleksiyonumuza taşıdık; çünkü Trabzon hasır sanatının güzelliği her bütçede yaşanmayı hak ediyor."
Saf altın oranı yaklaşık %58'dir. Günlük kullanımda en çok tercih edilen ayardır. Dayanıklıdır, canlı bir tona sahiptir ve fiyat-kalite dengesi açısından öne çıkar. Yüzük, küpe, kolye gibi her gün takılan parçalarda sıkça görürsünüz.
Saf altın oranı %75'tir. Lüks mücevherin ayarıdır. Pırlanta montür, nişan yüzüğü ve özel gün takılarında tercih edilir. Hem yüksek altın içeriği hem de işlenebilirlik açısından denge sunar.
Saf altın oranı yaklaşık %92'dir. Türkiye'nin geleneksel takı kültüründe en köklü ayardır. Hem yatırım değeri hem estetik değer açısından güçlüdür.
Saf altındır. Takı değil yatırım aracıdır. Külçe ve ziynet altınları bu kategoride değerlendirilir. Çok yumuşak olduğu için takı olarak genelde üretilmez.
En çok sorulan soru bu. Ve cevabı düşündüğünüzden daha kişisel.
Fatih Yılmaz Akdin burada iki belirleyici etkenin altını çiziyor: bütçe ve zevk. Ve ekliyor:
"Bu sorunun cevabını tamamen mücevher severler verebilir, biz veremeyiz." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Neden? Çünkü ayar seçimi sadece paranın değil, neyi sevdiğinizin de meselesi.
Renk açısından düşünün:
"Hiçbir bütçe sorunu olmayan bir mücevher sever düşünün — ama 22 ayar rengini kullanmak istemiyor, daha günlük renkler tercih etmek istiyor. Bu durumda 14, 18 ya da 10 ayar tercih etmesi gerekir. Çünkü bunlarda karışım oranı fazla olduğu için renk skalası daha fazla — yeşil, rose, beyaz renkler bu ayarlardan elde edilir." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Yani parası olsa bile 10 ayar ya da 14 ayar seçebilirsiniz. Bu bir zevk meselesidir.
Bütçe açısından düşünün:
"Bütçesi kısıtlı ama 22 ayar rengini almak isteyen ne yapacak? 10, 14 ya da 18 ayar alıp yaldız kaplama tekniğiyle 22 ayar renginde mücevher satın alabilir." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Yaldız kaplama, daha düşük ayarlı bir takıya 22 ayarın sıcak sarısını kazandırır. Hem bütçeye hem de göze uygun bir çözüm.
Trabzon hasır için: Geleneksel tercih 22 ayardır. Yüksek altın içeriği, hasırın ipeksi dokusunu ve sıcak sarısını en güzel şekilde ortaya çıkarır. Bununla birlikte 10 ve 14 ayar hasır bilezikler de aynı el işçiliğiyle üretilmektedir — ustalık farkı yoktur, kullanım farkı yoktur, bütçe farkı vardır.
Fatih Yılmaz Akdin'in özellikle üzerinde durduğu bir konu var: işçilik.
"İşçilik, 1 gramda da ödenen katma değerdir. Emektir. Bunu böyle anlamalıyız — yani boşa verdiğimiz bir para olarak görmemeliyiz." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Trabzon hasırında bu emek bambaşka bir boyut kazanır. Her ilmek elle örülür. Günler, haftalar süren bir süreçtir. Ve bu emek ayardan bağımsızdır — 10 ayar hasır da 22 ayar hasır da aynı sabırla, aynı ustalıkla üretilir.
Ayar yükseldikçe, altının ağır bir metal olması nedeni ile yüksek ayarlı takının gramı da artar. Yani aynı görüntüdeki bir takıda 22 ayar olanı, 14 ve 10 ayara göre daha ağırdır. Takıda işçilik gram üzerinden hesaplandığı için yüksek ayardaki bir takıya daha fazla işçilik ödersiniz.
"Trabzon hasırı bir mücevherdir — nesilden nesile kalan bir mücevherdir. Çeyrek altınla karşılaştıramazsınız. Çeyrek altın cebinizdeki para gibidir, birine borç verirsiniz alırsınız. Ama Trabzon hasırını kullanan bir kadın onunla duygusal bir bağ kurar. O ailesinden ona bir yadigardır, eşinden ona özel bir hediyedir." — Fatih Yılmaz Akdin, Elizi Kurucusu
Trabzon hasırı satın aldığınızda sadece altın almıyorsunuz. Bir ustalığı, bir geleneği, bir anı alıyorsunuz. Ve bu değer hiçbir ayarla ölçülemiyor.
Altın ayarı, takının içindeki altın miktarını gösteren bir ölçü birimidir. Ama aynı zamanda bir tercihtir — ne kadar yatırım yapmak istediğinizin, hangi rengi sevdiğinizin ve hangi anı taçlandırmak istediğinizin yansıması.
1999'dan bu yana her hasır ilmeğin arkasında duran bir marka olarak şunu söyleyebiliriz: Ayarı ne olursa olsun, gerçek işçilik her zaman görünür.